İlave Tediye Ödemelerinden SGK Primi Kesintisi

İlave tediye ödemelerinde kesinti yapılıp yapılamayacağı konusunda, 6772 sayılı Kanunun 4.maddesinde “Bu tediyelerden çeşitli işçi sigortalarının icab ettirdiği primler kesilmez ve bu paralar borç için haczedilemez.” denmiştir.

İlave Tediye Ödemelerinden SGK Primi Kesintisi

İlave tediye ödemelerinde kesinti yapılıp yapılamayacağı konusunda, 6772 sayılı Kanunun 4.maddesinde “Bu tediyelerden çeşitli işçi sigortalarının icab ettirdiği primler kesilmez ve bu paralar borç için haczedilemez.” denmiştir.

Ancak aynı konuda 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80.maddesinde ise; “b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile aynî yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdî ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanun’un uygulanmasında dikkate alınmaz.” hükmü yer almaktadır.

Aynı konuya dair birbiriyle çelişen iki kanun hükmü olması kafa karışıklığına sebep olmuştur.

Fakat hakim olan görüş; 5510 sayılı Kanunun emrettiği yönde ilave tediye ödemelerinden  SGK İşçi primi,  SGK işsizlik primi,  gelir vergisi ve damga vergisinin kesinti yapılacağı yönündedir.

Bu konuya dair emsal Yargıtay kararı da mevcuttur:

Yargıtay  9. Hukuk Dairesi 2014 yılında 43574 Esas numaralı kararında; “İlave tediye alacağından sigorta primleri kesilmez. Ancak 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasanın 80/c ve 105 inci maddeleri uyarınca, ücretin eki niteliğindeki bu ödeme, 1.10.2008 tarihinden itibaren sigorta prim kesintisine tabidir.” demiştir.

5510 sayılı Kanunun değişik 80.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendi ve 105.maddesi hükümleri uyarınca, ücretin eki niteliğindeki bu ödeme01.10.2008 tarihinden itibaren SGK prim kesintisine tabi tutulmuştur. İlave tediye ödemesi, SGK primine tabi tutulduğu için ilâve tediye ödemelerinden SGK işçi primi yüzde 14 tutarında kesintiye uğrarken, işsizlik sigortası fonu (yüzde 1) gelir vergisi (yüzde 15) ve damga vergisi (binde 7.59) kesintileri yapılır.

Aynı zamanda 2016 tarihli 284 numaralı, bir Sayıştay kararında da konuyla ilgili, “Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere; 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işçilere verilen ilave tediyeler sosyal güvenlik primlerinden istisna tutulmakta iken söz konusu Kanunun (5510 sayılı kanun)  yürürlüğe girmesi ile Kanunda sayılan istisnalar arasında yer almayan bu ödemeler sosyal güvenlik primine esas kazançlar kapsamına alınmıştır.” bilgisi geçmektedir.

 

İLAVE TEDİYE ÖDEMELERİNDEN SGK PRİMİ KESİNTİSİ NEYE GÖRE YAPILIR?

İlave tediye, asıl ücretin eki niteliğinde bir ödemedir. Bu sebeple prime esas kazanç olması nedeniyle kazancın brüt tutarı üzerinden prime esas tutulmaktadır. Konuyla ilgili 5510 sayılı Kanunda geçen maddeleri inceleyecek olursak;

“2-) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların, 3-) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.”

İlgili kanunda ilave tediyenin bir çeşit istihkak olduğu açıktır. Bu sebeple prime esas tutulan miktarı brüt olarak hesaplanacaktır. Hesaplanan brüt tutar üzerinden SGK kesintileri yapılacaktır.

 

İLAVE TEDİYE ÖDEMELERİNDEN BİREYSEL EMEKLİLİK SİGORTASI (BES) KESİNTİSİ YAPILABİLİR Mİ?

İlave tediye ödemelerinden  BES Kesintisi yapılıp yapılamayacağı konusunda gerek 6772 sayılı Kanunda gerekse ilgili mevzuatlarda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Fakat uygulamada görüyoruz ki, SGK  kesintisi yapılan her ödemede Bireysel Emeklilik Sigortası fonu kesintisi olmaktadır. Bireysel Emeklilik Sigortası Türkiye’de sosyal güvenlik reformu kapsamında, 28.03.2011 tarihinde Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi  Kanunu  ile gündeme gelmiştir. Bireysel Emeklilik Sistemi’nin oturması, fiilen uygulanmaya başlanması ise 27.10.2003 tarihinde ilk emeklilik planlarının onaylanmasıyla olmuştur. Türkiye’de zorunlu Bireysel Emeklilik Sigortası (BES) sistemine geçilmesi çok daha yeni bir düzenlemedir. 2017 yılının ilk aylarında zorunlu hale gelmiştir. Her ne kadar adında “zorunlu” ifadesi bulunsa da, bu ilk katılım aşamasında geçerlidir. İşçiler 2 ay içerisinde sistemden cayabilirler. İlk iki ay içerisinde sisteme katılıp sonradan caymaları durumunda ücretlerinden kesilen  BES kesintisini iade alabilirler. Bireysel Emeklilik Sigortası prime esas kazanç üzerinden yapılır.  Anlaşıldığı üzere BES kesintisi prime esas kazanç üzerinden yapıldığı için ilave tediye üzerinden de BES kesintisi yapılacaktır. Kesinti yüzde 3 tutarındadır. Kesin bir hüküm bulunmamakla birlikte, mevcut prime esas kazanç üzerinden ilave tediye ödemelerinde de böyle bir kesintinin iadesi mümkündür.

 

İLAVE TEDİYE ÖDEMESİ HACZEDİLEBİLİR Mİ?

İlave tediye ödemesinden nafaka ve icra borçlarının kesinti yapılıp yapılamayacağı konusuna bakarsak, karşımıza 6772 sayılı Kanun çıkmaktadır. Kanunun 4.maddesinde; “fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete munzam tediyelerin haczedilemeyeceği” hükmü açıktır. Yukarıda belirtilen 4.maddedeki fazla mesai, evlilik yardımı, çocuk zamları, ayni yardımlar, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti gibi ödemelerin haczi mümkün değildir. Konuya ilişkin Yargıtay’ın başka bir kararında “bu paralar borç için haczedilemez.” İbaresi bulunmaktadır. Bu da demek oluyor ki ilave tediye ödemelerinden icra ve nafaka kesintileri yapılamaz. İşçinin icra borcu nafaka borcu sebebiyle ilave tediye hakkına haciz konulamamaktadır.

 

İLAVE TEDİYEDEN SİGORTA PRİM KESİNTİSİ YAPILMASI KONUSUNDA ÖRNEK YARGITAY KARARI:

 

26 Ocak 2012 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 28185

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi:

Esas No : 2011/48313, Karar No : 2011/43574

Mahkemesi : Edirne İş Mahkemesi

Tarihi : 1/4/2011

Numarası : 2010/474-2011/133

 

Davacı : Mustafa AKDENİZ

Davalı : Tarım Reformu Genel Müdürlüğü adına Avukat Zehra ÖZSEVEN

Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

 

Davacı Mustafa Akdeniz ile davalı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü arasındaki alacak davasına ilişkin Edirne İş Mahkemesince verilen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen 1/4/2011 tarih ve 2010/474 esas, 2010/133 karar sayılı kararının 5510 sayılı Kanunun 80. Maddesine aykırı olduğu iddiası ile kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/9/2011 gün ve 2011/225030 sayılı tebliğnamesi ile istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm belgeler okunup dava dosyası için Tetkik Hakimi U. Ocak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

 

Mahkemece, davacının ücretlerinden sigorta primi kesilmesi yasaya aykırı bulunduğundan, açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.

Adalet Bakanlığı’nın 30/5/2011 tarihli yazısı ile kararın kanun yararına temyiz edilmesi istenmiş olup Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından anılan karar 5510 sayılı Kanunun 80. Maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile kanun yararına temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğine göre davacı işçi ile davalı işveren arasında ilave tediye alacağından sigorta primi kesilip, kesilemeyeceği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

İlave tediye alacağının kapsamı, yararlanacaklar, yararlanma şartları, miktarı ve ödeme zamanı 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkındaki Kanun ile düzenlenmiştir. Kanunun 1 inci maddesinde, Devlet ve ona bağlı kurumların hangileri olduğu, ayrıca yararlanacak kişiler açıkça belirtilmiştir.

Buna göre; 

A. İşveren kapsamı yönünden Devlete ve ona bağlı olmak üzere,

  1. Genel, katma ve özel bütçeli daireler,
  2. Sermayesi değişen kurumlar,
  3. Sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlar ve bunlara bağlı kuruluşlar,
  4. Belediyeler ve belediyelere bağlı kuruluşlar,
  5. 3460 ve 3659 sayılı Kanun kapsamına giren, sermayesinin tamamı Devlete ait olan veya bu sermaye ile kurulan iktisadi Devlet kuruluşları,

3460 sayılı Yasa bugün itibari ile yürürlükte olan bir yasa değildir. 3659 sayılı Yasa ise, banka ve Devlet kurumlarında çalışan memurların aylıkları ile ilgili düzenleme getirmiş ve halen yürürlüktedir. Bu Yasanın 1 inci maddesinde, kapsama dahil kurumlar daha ayrıntılı açıklanmıştır.

Yukarda belirtilen kurumlarca, sermayesinin yarısından fazlasına iştirak suretiyle kurulan kuruluşlar ve bunların aynı nispette iştirakleriyle vücut bulan kurumlar, ticaret ve sanayi odaları ve borsalar veya satın alınıp belediyelere bağlanan müesseseler de Kanun kapsamına alınmıştır.

Keza 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ekli cetvellerde sayılmıştır. Bu cetvellerde Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri, Özel Bütçeli İdareler, Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar ve Sosyal Güvenlik Kurumlarında çalışanların kanun kapsamında olduğunun kabulü gerekir.

Sonuç itibari ile kapsam bakımından, Devlet tarafından yasa ve yasanın verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı kuruluşlarda iş sözleşmesi ile çalışanlara uygulanacağı görülmektedir.

 B. İşçi yönünden kapsama gelince:

İş Kanunu kapsamına girsin girmesin, yukarda belirtilen Devlet ve ona bağlı kurumlarda İş Kanununun 1 inci maddesindeki tanıma göre, işçi sayılan herkes bu alacaktan yararlanacaktır. Kanun, 4857 ve 1475 sayılı İş Kanunundan önceki İş Kanununa atıfta bulunmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu işçi tanımına 2 nci maddesinde yer vermiştir. Buna göre “bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi” denir. O halde bir iş sözleşmesine dayanarak, yukarda belirtilen kurumlarda çalışan her işçiye ilave tediye ödemesinin yapılması gerekir.

 C. Ödenecek ücret yönünden kapsam:

Maddenin son cümlesinde, yukarda belirtilen işyerlerinde çalışan işçilere ücret sistemleri ne olursa olsun her yıl için birer aylık ücret tutarında ilave tediye ücreti ödeneceği belirtilmiştir. Devlet ve ona bağlı maden işletmelerinin yeraltında çalışan işçilere, ayrıca bir aylık ödeme dışında birer aylık daha ödemenin yapılacağı Kanunun 2 nci maddesinde açıklanmıştır.

Kanunun 3 üncü maddesinde, işçilere her yıl için birer aylık (yeraltında çalışan işçilere her yıl için ikişer aylık) ilave tediye dışında, birer aylık ücret istihkaklarını geçmemek üzere Bakanlar Kurulu kararı ile aynı oranda bir ilave tediye ödemesi yapılabileceği belirtilmiştir.

Keza Yasanın Ek 1 inci maddesi ile ilave tediyelerin Toplu İş Sözleşmesi ile kararlaştırılması halinde buna sınır getirilmiş ve “Bu Kanun uyarınca işçilere yapılan ilave tediyelerden ayrı olarak, her yıl için her biri bir aylık istihkakları tutarını (hafta ve genel tatil ücretleri dahil) geçmemek şartıyla toplu iş sözleşmeleri ile en çok iki ikramiye daha verilebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Toplu İş Sözleşmesi ile yukarda belirtilen kurumlarda çalışan işçilere en çok iki ay daha ilave tediye ödeneceğinin kararlaştırılabileceği, bu miktar üzerinde ödeme yapılacağı şeklindeki düzenlemenin yasal sınırı aşan miktarda geçersiz olacağını kabul etmek gerekir.

Kanun, kapsam içinde olmayan ancak Toplu İş Sözleşmesi uygulanacak işyerleri için de Ek 2 nci madde ile bir sınırlama getirmiş ve kapsamda kalmayan işyerlerinde Toplu İş Sözleşmeleri ile en çok dört aylık, yeraltındaki işyerlerinde ise en çok beş aylık ilave tediye oranında ücret ödeneceği kuralına yer vermiştir. Ancak bu tür işyerlerinde Toplu İş Sözleşmesi ile kararlaştırılan bu tür ödemeleri ilave tediye olarak değil, akdi ikramiye olarak kabul etmek yerinde olacaktır.

Kanunun 4 üncü maddesine göre, ilave tediye alacağının ödeme zamanını, Bakanlar Kurulu belirler. Bakanlar Kurulunun kararı ile ilave tediye alacağı muaccel hale gelir. İlave tediye hesabı, Bakanlar Kurulunun belirlediği ödeme tarihlerindeki ücrete göre yapılmalıdır (Yargıtay 9. HD. 12/9/2011 gün 2011/36505 E. 2011/29278 K.). Ödeme zamanı taraflarca kararlaştırılmadığında, Borçlar Kanununun 101 inci maddesi uyarınca, temerrüt için alacaklının ihtarına gerek vardır. İlave tediye alacağı yasadan kaynaklandığından, talep halinde temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmelidir. Toplu iş sözleşmelerinde bulunan, 6772 sayılı Yasa maddesinin tekrarından ibaret hükümler, alacağın dayanağının ilgili Yasa olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğinden, bu durumlarda dahi yasal faize karar verilmelidir. Ancak, özelleştirme vb. sebeplerle ödenme koşullarının yitirildiği, ilave tediye alacağının sadece toplu iş sözleşmesine göre ödenmesinin kararlaştırıldığı durumlarda, 2822 sayılı Kanunun 61 inci maddesi uyarınca en yüksek işletme kredisi faizine hükmedilmelidir (Yargıtay 9. HD. 13/9/2011 gün 2011/39204 E. 2011/29535 K.).

Aynı maddede ilave tediye alacağının nasıl hesaplanacağı ve kesinti yapılıp yapılmayacağı belirtilmiştir. Buna göre aylık olarak bu alacağın hesaplanmasında, fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete dahil olan ödemeler dikkate alınmaz. Bu düzenleme nedeni ile ilave tediye alacağının bir ay için yirmialtı gün üzerinden hesaplanması gerekir.

İlave tediye alacağından sigorta primleri kesilmez. Ancak 1/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 80/c ve 105 inci maddeleri uyarınca, ücretin eki niteliğindeki bu ödeme, 1/10/2008 tarihinden itibaren sigorta prim kesintisine tabidir.

İlave tediye alacağı, ödeme tarihinde işçinin işinden ayrılmış olup olmadığına bakılmaksızın, hak edilen yıl içinde o yerde veya aynı idare, teşekkül ve müesseseye ait muhtelif yerlerde geçmiş olan hizmetlerinin toplamı oranında ve son çalıştığı yerde ödenir, işçi tam yıl çalışmamış ise, ilave tediye o yıl için kıstelyevm esasına göre hesaplanıp ödenecektir.

İşçinin ilave tediye alacağına, esas olacak çalışma süresinin hesaplanmasında iş sözleşmesinin devamı müddetine rastlayan yasal ve idari izinler, hastalık izinleri, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri, çalışılmış gibi hesaba katılır.

Somut olayda, davacının ilave tediye alacağından kesilen sigorta primlerinin iadesine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere 1/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 80/c ve 105 inci maddeleri uyarınca ücretin eki niteliğindeki bu ödeme, 1/10/2008 tarihinden itibaren sigorta prim kesintisine tabidir. Yapılan kesinti kanundan kaynaklanmaktadır.

Mahkemece anılan kanun hükmü gözönüne alınmaksızın 6772 sayılı Kanunun 4. Maddesi gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

 SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429/2 (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/2) maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün “sonuca etkili olmamak üzere” yukarıda belirtilen sebeple BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanması için Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine 15/11/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 Kaynak: https://www.kamuiscileri.net/ilave-tediye-odemesinden-hangi-kesintiler-yapilir-7132.html sitesindeki “İlave Tediye Ödemesinden Hangi Kesintiler Yapılır?” adlı yazı temel alınmıştır.

Tediye ödemeleri tediye kesintisi tediye sgk kesintisi tediye primleri
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akaryakıtta İndirim! Bu Sefer Pompaya Yansıyacak
Akaryakıtta İndirim! Bu Sefer Pompaya Yansıyacak
Heyecanla Beklenen 5 Millet Bahçesi Bugün Açılıyor
Heyecanla Beklenen 5 Millet Bahçesi Bugün Açılıyor